0312 2156424  |  0506 5447834  |

Menu
  • Cilt Gençleştirme

Cilt Gençleştirme (Skin Rejuvenation)

İnsanoğlu yüzyıllardır genç kalmanın sırrını araştırıyor. Hiçbirimiz aynaya baktığımızda yüzümüzde kırışıklık görmek istemiyoruz. Yıllar geçip yaşımız ilerledikçe yüzümüzde yılların izleri de artıyor, ancak ruhumuz yaşlanmıyor ve biz yüzümüzün de yıllara meydan okumasını istiyoruz. Her geçen gün yeni teknolojilerle yıllarla savaş daha da kolaylaşıyor. Ebedi gençliği bulabilir miyiz bilinmez ancak bu savaşa ne kadar erken başlarsak o kadar iyi sonuç alabiliriz.

Bu sayfamızda açıklanan cilt gençleştirme yöntemleri, sadece cildin yaşla beraber kaybettiği kollajeni arttırarak yüzdeki kırışıklıkları ve sarkmaları azaltıp cildin elastikiyetini arttırmak için kullanılan yöntemleri kapsamaktadır.

Botulinum toksini (dysport) ve yüz dolgu enjeksiyonları da cildin yaşlanmasının önüne geçmek için kullanılabilmekle beraber birebir kollajeni arttırmaya yönelik cilt gençleştirme yöntemleri kapsamına girmediğinden farklı bir bölümde incelenecektir.

Kollajeni arttırmaya yönelik cilt gençleştirme tedavilerinde kullanılan yöntemleri 6'ya ayırabiliriz:
1. Lazer sistemleri
2. Radyofrekans sistemleri
3. Fokuslu Ultrason sistemi
4. Hücresel yöntemler
5. Kimyasal yöntemler
6. Fiziksel yöntemler

1. Lazer Sistemleri İle Cilt Gençleştirme

Cilt gençleştirme tedavisinde en çok kullanılan lazer sistemleri Nd:YAG ve fraksiyonel CO2 lazerlerdir.

Nd:YAG Lazer uygulaması ile cilt gençleştirme:
Cildimizdeki kollajen sentezi ve miktarı ilerleyen yaşla birlikte azalır. Cilt kırışıklıklarının ve sarkmasının azaltılması amacıyla kullanılan Nd:YAG (Neodymium Yttrium Aluminium Garnet – Nd:Y3Al5O12) lazer sistemlerinin hastalardaki memnuniyeti oldukça yüksektir. Nd:YAG lazer cihazlarının yaydığı lazer ışınlarının cildimize verdiği sıcaklığın etkisiyle cilt altında kollajen sentezi artar.

Cildimizin kırışıklık seviyesine bağlı olmakla birlikte ortalama olarak yılda 2 kez tekrarlanacak 4-6 seanslık Nd:YAG lazer uygulamasının yeterli olduğu söylenebilir. Bu uygulamalarda seans aralıkları 2 haftada bir olacak şekilde yapılmalıdır. Nd:YAG lazer uygulamaları sürecinde en önemli nokta cildin güneşten korunmasıdır.


Fraksiyonel CO2 Lazer ile Cilt Gençleştirme:
Yaşlanma sürecinde, güneşten kaynaklanan hasara şehir yaşantısının getirdiği hava kirliliğinin zararlı etkileri de eklendiğinde cildimizdeki kollajen yıkımı daha da hızlanır. Kollajen konnektif dokunun esas protenidir ve cildimizdeki kollajen sentezi azaldıkça kırışıklıklar giderek artmaya başlar.

Cilt gençleştirme için kullanılan yeni nesil fraksiyonel CO2 lazerler, tüm cilt yüzeyini etkileyen konvansiyonel CO2 lazerlerin yapamadığı biçimde ciltte mikroskobik kanallar açarlar. Bu uygulamada amaç, kollajen, kan damarları, keratinositler gibi su içeren yapıların seçici termal hasara uğratılmasıdır. Termal hasar oluşan bölgenin hemen yanındaki bölgede hasar görmemiş olan canlı hücreler termal hasara uğramış alana göç eder ve oradaki onarım mekanizmasını uyarmaya başlarlar.

Bu mekanizma sayesinde cildimizin altında yeni kollajen sentezi artar. Bahsedilen bu yeni nesil fraksiyonel CO2 lazerler cildimizin üst yüzeyine klasik CO2 lazerlere göre çok daha az hasar vererek işlevlerini cildin altında gerçekleştirmekte ve iyileşmenin çok daha hızlı gerçekleşmesini sağlamaktadırlar. Böylece hastalar sosyal yaşantılarına daha kısa süre içinde dönebilmektedirler.

2. Radyofrekans Sistemleri İle Cilt Gençleştirme

Radyofrekans sistemleri radyo dalgaları ile cildin derin tabakalarını ısıtırken özel soğutucu içeren ve cildin ulaştığı ısıyı gösteren özel başlığı sayesinde üst yüzeye hasar vermez. Isınan kollajen kısalır ve yeni kollajen sentezini tetikler. Cilt gençleşme süreci 2-3 ay arasında başlar. Seanslar haftada bir uygulanır. Cildin durumuna göre 4-8 seans arası uygulanmaktadır. Seans süresi 40-60 dakika arasındadır.

Fraksiyonel iğneli Radyofrekans; Yeni nesil fraksiyonel iğneli radyofrekans tedavisi, uç kısmı izole olmayan altın iğnelerle uygulanan bir tedavi yöntemidir. Sadece iğnelerin uç kısmında radyofrekans enerjisi oluştuğundan cildin en üst tabakasına hasar vermez. Bu şekilde radyofrekansın daha derin dokuları daha efektif şekilde ısıtmasını sağlar.

Aynı zamanda bu iğnelerin uzunlukları ayarlanarak 0,5 ile 3,5 mm arasındaki farklı derinliklere radyofrekans enerjisi verilebilir. Buna 3D (üç boyutlu) tarama denir. Bu yüzden alınan sonuçlar çok daha iyidir. Doku sıkılaştırma ve lifting (gerdirme) özellikleri klasik radyofrekans tedavisine göre daha fazladır.

3. Fokuslu Ultrason ile Cilt Gençleştirme

Günümüzde teknolojinin gelişmesine paralel olarak farklı cihazlarla cerrahisiz cilt gençleştirme ve sıkılaştırma işlemleri yapılabilmektedir. Bu alanda en yeni yöntemlerden biri Yüksek Yoğunluklu Fokuslu Ultrason (HIFU) sistemidir.

Yüksek Yoğunluklu Fokuslu Ultrason Sistemi Hangi Amaçlarla Kullanılmaktadır?
Bu sistem;
• Yüz ovalini toparlamaktadır.
• Gıdı sarkmasını azaltmaktadır.
• Kaşları kaldırmaktadır.
• Cildin genelinde sıkılaşma ve ince kırışıklıklarda azalma sağlamaktadır.
• Burun kenarından ağız kenarlarına inen nazolabial olukları azaltmaktadır.
• Gözenekleri daraltmaktadır.
• Boyun ve dekolteyi sıkılaştırmaktadır.

Yüksek Yoğunluklu Fokuslu Ultrason Sistemi Etkisini Nasıl Gösterir?
Yüksek Yoğunluklu Fokuslu Ultrason yönteminde ultrason dalgası noktalar halinde dokuda odaklanır. Hedef bölgedeki moleküllerin titreşimi artar. Sürtünmeyle birlikte ısı enerjisi ortaya çıkar. Dolayısıyla kontrollü olarak, kas üstündeki fibröz yapı olan fasyada (SMAS) ve derin dermis tabakasında koagülasyona sebep olur. Vücut tarafından yara dokusu olarak algılanan bu bölgelerde yoğun kollajen aktivasyonu gelişir. Dolayısıyla ciltte sıkılaşma ve gençleşme meydana gelir.

4. Hücresel Yöntemlerle Cilt Gençleştirme

Hücresel yöntemlerle cilt gençleştirmede, bağ dokusu esas elemanı olan kollajeni arttırmak amacıyla kişinin kendi hücreleri sayıca arttırılarak cilt altına enjekte edilirler. Bu yöntemlerden biri PRP bir diğeri de Fibrocell yöntemidir.

Platelet Yönünden Zenginleştirilmiş Plazma (PRP) uygulaması ile cilt gençleştirme (Antiaging)
PRP (Plalet Rich Plasma), platelet (trombosit) yönünden zenginleştirilmiş plazmanın kısaltılmış adıdır. PRP tedavisinde bir hastadan alınan az miktardaki kanın özel bir işlemden geçirilerek bileşenlerine ayrıştırılması ve elde edilen "platelet yönünden zenginleştirilmiş plazmanın" yine aynı kişiye şırınga yoluyla geri verilmesi yöntemidir.
PRP tedavisin amacı yaşlanmış ve hasar görmüş cilt ve cilt altı dokuların uyarılmasıyla cildin yenilenmesini ve gençleşmesini sağlamaktır. Platelet yani trombosit hücreleri, kanın pıhtılaşmasını sağlaması yanında vücuttaki hasarlı damarların ve diğer dokuların onarılmasını sağlayan büyüme faktörleri içeren hücrelerdir.
Doku hasarı olduğunda onarım süreci plateletler ile başlar. PRP uygulaması ile, uygulama yapılan bölgeye içeriğinde büyüme faktörleri bulunan çok fazla sayıda platelet ulaştırılarak kök hücre aktivasyonu gerçekleşmektedir.
Bu yöntemde hastanın kendi kan hücreleri dışında herhangi yabancı bir madde kullanılmadığından alerji riski kesinlikle yoktur.

Hücresel Doku Yenileme sistemi ile cilt gençleştirme (Fibrocell):
Hücresel doku yenileme için kullanılan Fibrocell tedavisi, patentli bir otolog (hastanın kendi dokusundan elde edilen) hücre tedavisidir. Hastadan alınan dokudaki fibroblast hücreleri laboratuar ortamında üretilip tekrar hastaya geri verilmektedir. Fibroblast hücreleri konnektif dokudaki matriks fibrilleri üreten hücrelerdir. Bu matriks fibriller cildin kuvvet ve elastisitesinden sorumludur.
Fibroblastlar, ekstrasellüler matriks komponentlerini sentez ederek cilt yapısını iyileştirir. Kollajeni ve matriks fibrillerini sentezleyerek yara iyileşmesi ve doku tamirini sağlarlar.

5. Kimyasal Yöntemler İle Cilt Gençleştirme

Kimyasal yöntemlerden kastedilen cilt üstüne veya altına cildi yenileyici farklı kimyasal maddelerin uygulanmasıdır. Bu yöntemler mezoterapi, hyalüronik asit enjeksiyonları (ışık dolgusu, gençlik aşısı), kimyasal peeling ve endopeel'dir.

Mezoterapi (Mezolift) yöntemi ile cilt gençleştirme :
Güneş ışınlarından kaynaklanan cilt hasarı ve kollajen kaybının birleşmesiyle cildin dolgunluğu ve görünümü olumsuz yönde bozulur. Mezoterapi yoluyla hyalüronik asit, vitaminler, antioksidanlar, aminoasitler, somon DNA’sı ve büyüme faktörleri cilt altına enjekte edilir.
Bu maddeler cilt altında kollajen sentezini uyararak kırışıklık oluşumunu yavaşlatır, ciltte sıkılaşma sağlar ve cilt üzerindeki lekeleri azaltarak cilde daha parlak bir görünüm verirler. Haftada bir olmak üzere 4-8 seans arasında uygulama yapılması önerilmektedir.
Işık Dolgusu :
Işık dolgusu denilen uygulamada kişinin cilt altına yoğun hyaluronik asit, 8 aminoasit, 3 antioksidan, 3 mineral ve vitaminler verilmektedir. Bu şekilde cilt altı bağ dokusunda hızlı bir yenilenme ve kollajen üretimi meydana gelmektedir. Uygulamalar ayda bir olacak şekilde 3 kez yapılmalıdır. Ancak cilt onarım ihtiyacı daha fazla olan ileri yaştaki kişilere daha sık ve daha fazla sayıda uygulama yapmak gerekebilir.
Gençlik aşısı :
Gençlik aşısı olarak tabir edilen uygulamada kişinin cilt altına yoğun bir şekilde hyalüronik asit enjekte edilir. Hyalüronik asit kollajenin yapı taşıdır. Dışarıdan desteklenen kollajen uyarılır ve yapımı hızlanır. Cildin kırışıklık durumu fazlaysa o zaman bir kısmı çapraz bağlı olan hyalüronik asitler seçilebilir. Bu şekilde elde edilen etki daha hızlı ve daha kalıcı olacaktır. Uygulamalar 15 gün ila 1'er ay aralıklı olmak üzere 3-4 seans halinde yapılmalıdır. Yılda bir kez bu kür tekrarlanmalıdır.
Kimyasal Peeling :
Cilt gençleştirmede kullanılan diğer bir yöntem de kimyasal peeling uygulamasıdır. Yapılan çalışmalar göstermiştir ki kimyasal peeling sonrası derinin dermis tabakası yani bağ dokusu kalınlaşmaktadır. Dolayısıyla ince kırışıklıklarda azalma ve ciltte sıkılaşma gözlenmektedir. Kimyasal peeling uygulamaları kış döneminde yapılmalıdır ve uygulama sonrası cilt, güneş koruyucular ile desteklenmelidir.
Seanslar peelingin derinliğine göre 1-3 hafta arasında uygulanmaktadır. Kişinin durumuna göre 3-10 seans arası uygulama yapılmaktadır. Seans sonrası ciltte hafif pembelik ve peeling derinliği arttıkça soyulmalar olabilmektedir.
Endopeel :
Endopeel uygulaması özellikle yüz bölgesinde sarkma başlayan kişilere önerilen bir tedavidir. Kas içine yer fıstığından elde edilen karbolik asit ve araşidonik asit uygulanmaktadır. Enjeksiyon sonrası lifting (gerdirme) etkisi dakikalar içinde başlar ve 10 gün içinde yüz tam olarak yeni şekline kavuşur. Bu işlemin aynı zamanda peeling etkisi de olduğundan işlem sonrası daha parlak ve canlı bir cilt ortaya çıkmaktadır.
Endopeel özellikle ciltlerinde sarkmadan şikayetçi olup cerrahi bir işlem yaptırmaktan korkan hastalar için uygun bir yöntemdir. Bu yöntemin yaratıcısı İsviçreli bir doktor olan Alain Tenenbaum’dur. Dünyada 13 yıldır uygulanmaktadır. Herhangi bir yan etki riski yoktur.
Bu yöntem yaklaşık 6 ay etkinliğini sürdürür. Tekrarlayan uygulamalarla seans aralığı uzamaktadır. Uygulama yapmadan önce cilt lokal bir anestezikle uyuşturulur. Uygulama sırasında kişi de hafif ağrı ve yanma hissi oluşabilir. Uygulama sonrası birkaç gün süren ödem bazen de hafif morluklar oluşabilir.
PDO İplerle Gençleşme (Yüz Germe - Yüz Asma) :
Yüzümüz yaşla beraber aşağıya doğru inmeye başlar. Cilt sıkılığımız azalır, yüz ovalimiz giderek bozulmaya başlar. Yüzdeki bu sarkmayı durdurup toparlamak için artık günümüzde ameliyatsız birçok yöntem kullanılmaya başlamıştır. Bunlardan biri vücut tarafından tamamen yok edilen PDO (Polydioxanone) ipler kullanarak yüzü germektir. Bu yöntem klasik iple yüz germe yönteminden çok farklıdır ve çok daha güvenlidir. Cilt altına yerleştirilen ipler 6-8 ay içinde tamamen erirken kollajen artarak yüzü yukarı doğru çeker. İlk olumlu etkiler ipler yerleştirilir yerleştirmez başlar ve 1-2 ay içinde maksimuma ulaşır. Kalıcılığı 1.5-2 yıldır.

6. Fiziksel Yöntemler İle Cilt Gençleştirme

Fiziksel yöntemler ile cilt gençleştirmede dermaterapi (dermaroller) uygulaması tamamen iğnelerin fiziksel olarak cilt üzerinde yara oluşturmasına dayanır.

Dermaterapi :
Cilde uygulandığında cm2'de 250-400 adet arasında mikro kanal oluşturmaktadır. İğnelerin açtığı mikro kanallar gerçek anlamda bir yara görüntüsü oluşturmasa da cilt tarafından yara olarak algılanır. Oluşan mikro kanallar 15 dakika içinde herhangi bir iz bırakmaksızın kaybolsa dahi, deri içinde bir yara tamir mekanizması tetiklenmiş olacaktır.
Bu tamir sürecinde özellikle büyüme faktörleri sayesinde ciltte kollajen, hyalüronik asit ve elastin fibriller gibi maddelerin üretimi artmaktadır. Üretilen bu maddeler ciltte anti-aging etki gösterir ve ciltteki ince kırışıklık ve çizgilerin yok olabilmesi için destek görevi görür. Aynı zamanda akne skarlarının dolmasına ve alttaki fibröz bantların yok edilmesine yardımcı olur.